Ana Sayfa Yazarlar 15.05.2021 17 Görüntüleme

Bölgemiz ve Beka

Türkiye’ye karşı dışarıdan planlanan bütün operasyonların her rengi görülürken, içerideki operasyonların çeşitliliği ve yedi rengin karışımından fazla olması aslında Türkiye’nin içerideki beka tehlikesinin dışarıdaki bilinen beka tehlikesinden daha fazla olduğudur.
Kurtuluş savaşında İnebolu’dan soğuk ve karlı kış günlerinde Küre dağlarını aşarak Şerife bacıların kağnılar üzerinde milli mücadele için taşıdığı yardımların nasıl getirildiğini ve kışla kapısından getirdiği kağnılarla dolu malzemeyi teslim etmeden önce donarak ölen vatan kahramanlarının yaptığı fedakarlıkları unutmamamız gerekir.
Bir devlet kendi tarihinin gerçeklerini gelecek nesiller tarafından öğrenilmesini ve geleceklerine yön vermesinin bilinmesini istemez mi.?
Milli mücadele döneminin bütün gerçekleri orta iken neden bunu gelecek nesillere aktarılması, kimleri nasıl etkiler. ?
Kimlerin çıkarlarına gelecekte zarar verir.?
Nesiller bu sorunları birbirlerine sormalı ve cevabını kendileri aramalıdır.
Beka sadece dışarıdan gelen ülke için tehlikeleri ifade etmez. Beka ülkeler için her alanda oluşan tehlikeler bütünüdür.

Ülkemiz için beka tehlikesi Anadoluya adım attığımız günden bu güne kadar devam etmiş ve gelecekte de devam edecektir. Bize düşen beka için kimlerin tehdit olarak karşımıza ne gibi adımlarla çıkacağını görmek ve gerekli tedbirleri almaktan geçmektedir.
Beka sorunun çözümünde liderlik hep ön plandadır.Günümüzde ülkelerin liderleri üzerinden ülke politikaları oluşmaya başladığı yeni bir dönemden geçmektedir. Liderler üzerinden ülkeler birbirlerine karşı politikalar oluşturmakta ve hangi liderin kimlerin karşısından nasıl bir adım atacağını

çözmeye ve buna göre stratejiler oluşturmaya başladığı yeni dönem ülkeler için liderler ülkesi ile eşleşmiş durumdadır.
Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine yaptığı son operasyonlarla beraber İstanbul’da yakalanan terör örgütü mensuplarının yapacakları eylemi emniyet güçlerinin çalışmaları ile suçluları yakalarken ülkemize karşı beka tehditlerinin hiç durmadan devam ettiğinin göstergesidir.
Sözde Ermeni soykırımı açıklamaları ile Türkiye’ye karşı niyet ve politikalarını açıklayan ABD yönetimi ve onun vekalet vererek, Türkiye’ye karşı eylem yapanların içerideki destekçilerinin seslerini dahada yükselterek ortaya çıktıkları bir dönemdeyiz.
Türkiye’nin ne kadar önemli bir süreçten geçtiğinin bir kez daha kanıtı olarak ortaya çıkan bu durum aslında bize karşı içerideki ve dışarıdaki destekçilerin birleştikleri, içeriden eylemleri artırma gayretleri içinde olduğu gerçeğini ortaya çıkarmaktadır.
Diplomaside ve sahada Kıbrıs ve Akdeniz’de yeni dönemin başladığı K.K.T.C.’nin yeni politikalarla tanınması ve bağımsız devlet olma yolundaki adımların atılması gerçeği ile AB ve ABD’ye gerekli cevapları verirken Irak’ın kuzeyine yaptığı operasyonlarlada ABD’ye her alanda cevap verileciğini göstermiştir.
Kafkasya’dan Balkanlara kadar bir çok alanda Türkiye’nin faaliyet gösterdiği bütün alanlarda karşımıza çıkan ülkelerin dün karşımızda olan devletler olduğu gerçeği karşısında Türkiye uyguladığı yeni politik açılımlarla gerekli cevapları vermeye devam etmektedir.
Afrika’da Fransa ve diğer emperyal devletlerin uyguladıkları politikaları tartışılır konuma getirilmesinde Türkiye’nin attığı adımlarla rahatsız olanların Türkiye’nin etrafını kuşatarak önüne geçme politikalarının aslında kendilerinin kayıp etme noktasına geldikleri sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde politikalarını yürüten Türkiye karşısında masadan uzak politikalarla cevap vermeye çalışanların Türkiye’nin geldiği nokta itibari ile yeni dünya düzenin anahtar kapısı olan coğrafyamız ile buna cevap verilecektir.
Türkiye’nin etrafındaki gelişmeler değerlendirdiğimizde ;
Atlantik ekseninde Nato, AB (İsrail dahil) politikaları ve gelinen nokta;

Akdeniz ve Ortadoğuda ABD ve AB ile beraber yürümenin getirdiği zararlar ile Türkiye’ye karşı gizliden yürütülen politikaların oluşturduğu durum değerlendirilmesinin yapılması;
Karadeniz ve Kafkasyadaki gelişmelere göre Rusya ,İran ile beraber hareket etmesinin yarattığı etkinlik ve gelecekteki konumlarının nasıl değerlendirildiği ;
Atlantik cephesinin kayıpları ve Türkiye’nin emin adımlarla bölgesel ve küresel güç olma yolundaki attığı adımların etkisi;
Çin ve Asya yapılanmasında Çin’in ipek yolu projesinde kazanımları ve beraber hareket etmesi ile kazanımlarının yarattığı rahatsızlıklar;
Türk coğrafyasındaki etkimizin önüne geçme çalışmaları ile Türk dünyasındaki yeniden birliktelik güç olma adımları ile oluşturmaya çalıştığı yeni güç dengesindeki liderlik rolü;
ABD’nin bütün yapılanmalarda Türkiye’ye karşı hareket ettiği tehdit oluşturan bütün yapılanmalara açıktan destek verdiği ve ilişkileri zora soktuğu gerçeğinin bilinmesi,
Dünya’nın çatışma ve enerji alanı olan Ortadoğu, Atlantik ile Çin ve Rusya’nın yeni dünya düzenindeki yerini belirleme alanı olduğu;
Türkiye için her cepheden tehditler devam etmekte buna karşı kendi politikaları ve kararlı duruşu ile buna cevapları hiç çekinmeden vermediğidir.
İçinden geçtiğimiz dönem tarih,tarih olmuş değildir.
‘’Tarihi unutturmak için isimler,ünvanlar hep değiştirilmiş,tarihlerinden kopuk toplumlar meydana getirilmiştir.
İngiliz kraliyet ailesinin soyunun, Alman hükümdar soyu olduğunu,Yunanistan’ın İngiliz ve Alman kraliyetinin prensliği olduğunu saklayan ve unutturan bir mekanizmanın devamlı var olduğunu bilmemiz gerekmektedir.
Dünya’ya diz çöktüren küresel yapıların dinamiğini anlamadan bağımsız güç olmak çok zor olur.’’(Ö.Özdemir)

Tarihini yanlış öğrenen toplumlar geleceklerine yön veremez ve teslimiyetçi olurlar.
Ülkelerin kurumsal kapasiteleri, beka sorunlarının kolay veya zor çözülmesinin öncüleridir.
Kurumsal kapasiteler demokrasinin derecesini ve etkinliğini gösterir.
Batının demokrasi kaynağının sömürgecilik sistemine dayalı olduğunun unutulmaması gerekir.

Mehmet BOZKUŞ

İlginizi çekebilir

ERMENİ İDDİALARI

ERMENİ İDDİALARI