Ana Sayfa Yazarlar 21.02.2020 51 Görüntüleme

NE OLUYOR BİZE?

Öğrencilik yıllarım gelir bazen aklıma. Dönem ödevleri verilirdi o vakitler ve o ödevi yapmak için mutlaka kütüphaneye gidip araştırma yapmak gerekiyordu. Elinin altında bulunan kitaplar yeterli gelmez ve genelde Meydan larousse isimli ansiklopediden istifade etmek zorunda kalırdık. İl kütüphanesinde üç takım vardı bu yardımcı kaynaktan ve günlerce sıra gelmesini beklerdik. Aynı ödevi yapacak olan çok öğrenci olduğu ve sıra gelmediği için sıra gelip de yazmış olanlardan alırdık ki böyle olunca da bütün öğrencilerin ödev yazılımları hemen hemen aynı olurdu.

Içimde ukde kaldığı için evlenince ilk işim taksitle ansiklopedi takımı almak olmuş, çocuklar büyüyünce zorluk cekmesinler ve bilgi ellerinin altında olsun istemiştim. Internet in bu kadar gelişip, bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olacağını düşünmedim o vakitler çünkü bahsettiğim yıl seksenlerin sonları. Biz bilgiye ulaşmanın zor olduğu dönem içerisinde genel kültürümüzü artırmak için inandığımız yazarların kitaplarını okur, güvendiğimiz kişilerin bilgisinden istifade ederek gelişirdik. Bir kitabı alıp okumak kalite göstergesi olsa da başka kitap ile mukayese şansımız pek yoktu. Evimde bulunan yüzlerce kitap, okulda çay simit almadığım günlerin hatırasıdır. O mukayese şansımızın olmadığı günlerde dahi okuduğumuz, dinlediğimiz bilgileri akıl mantık süzgecinden geçirir, körü körüne inanmaz ve savunmaz idik. Çünkü yanlış bilginin insan dimağını zehirlediği gerçeğini bilirdik.

Bildiğiniz gibi bugün bilgi konusunda muazzam bir kolaylık var. Bir konu hakkında onlarca farklı görüş elimizin altında olduğundan, gerçek olmayan konular da insanları manipüle etmek veya kandırmak çok zor. Yeter ki insanlar doğruyu veya doğruya yakın olanı bulma çabası içinde olsunlar. Maalesef  bilgiye bu kadar kolay ulaşıldığını bilinmeyenler de var ve çeşitli şekillerde kurnaz takımı tarafından manipule edilebiliyor. Bilhassa din iman üzerinden çıkar sağlamak isteyenlerin sayıları her geçen gün artıyor ve peşlerine yüzlerce insan takılabiliyor. Biz onlara cahillik diyelim basireti bağlanmışlık diyelim ama affetmiyelim. Çünkü Allah ile kul arasına girip rant elde etmek isteyen insanların peşinden gidenler de en az o kurnaz tayfası kadar suçlu. Insanların dini duygularını kullanıp çıkar sağlamak isteyenlere karşı koruyacak bir kurum var şükür ülkemizde ve adı Diyanet Işleri Başkanlığı.

Vatandaşları dini konularda doğru şekilde yönlendirmesi gereken bu kurum, son başkanı sayesinde ezber bozmaya başladı. Kamuoyunun dikkatini çeken ilk konu kurtuluş savaşında Yunanlıların kazanmasını isteyen birisini resmi kıyafet ve mesai içinde ziyaret etmesi ile başladı. Ardından yıllardır mekruh bildiğimiz sigaraya haram demesi geldi ve O yetmedi ev almak için alınan  kredi faizinin haram olmadığını açıkladı. Yıllık enflasyon kadar farkın faize girmeyeceğini söylese anlarım. Hadi onu da geçelim ama son sözü bardağı nazarımda taşırdı ve inananlar arasında bir kargaşa yarattı. Kuran kurslarına yardım edilmesini teşvik etmek için bir cümle sarfetti sayın başkan. Bir tuğla getirene cennetten bir ev verileceğini söyledi ve çarşı karıştı. “Yahu öyle şey olur mu diyen ilahiyatçılar da çıktı, iki tuğla getirsek iki ev alsak birini kiraya verebilir miyiz?” diye dalga geçenler de çıktı.

Bu söz bendenize  Ortaçağ Avrupa’sını hatırlattı ister istemez.1500 yıllarında papa 10.Leo’nun talimatı ile kiliseler para karşılığı cennetten arsa satıyordu. Almak isteyenin parasına göre uygun bir yer veriliyor ve  güya cenneti garantilemiş oluyordu. Incil de yazılı olmayan bu duruma karşı çıkan Martin Luther isimli papaz, Katolik kiliseye karşı yeni bir mezhebin ortaya çıkmasına sebeb verdi ve adına protestan’lık denildi. Katolikler ve Protestanlar arasında çıkan ve bütün Avrupa’nın iştirak ettiği mezhep savaşlarında binlerce insan öldü. Asıl ölümler savaştan sonra ortaya çıkan salgın hastalıklar ile meydana geldi ki sayısı milyonlar ile ifade edilir.

Diyanet işlerinin yaptığı son açıklama ile bendeniz gibi mütedeyyin bir insanın aklına Martin Luther geliyor ise fetbaz takımının aklına neler gelir? Hizmet bu mudur?

İlginizi çekebilir

İşleri güçleri fırıldak…

İşleri güçleri fırıldak…